

Gelişen teknoloji ile birlikte çocukların kişisel verileri dijital ortamlarda daha fazla tehlike altında. Ebeveynlerin ve veri sorumlularının bu konuda alacağı önlemler, çocukların dijital dünyada güvende kalmasını sağlayabilir. Ulusal ve uluslararası yasal düzenlemeler, çocukların haklarını korumada önemli rol oynuyor.
Gelişen teknoloji ile birlikte Facebook, Instagram, X ve YouTube gibi uygulamalara akıllı telefonlar aracılığıyla her zaman ve her yerden ulaşılabiliyor. Önemli günler, hatıralar ve çocuklara ait her an, akıllı telefon kameraları ile fotoğraflanarak, depolanmakta ve sosyal medya uygulamalarında paylaşılmakta. Ebeveynler, çocuklara özel profiller oluşturarak, çocukların kişisel özellikleri ve kimlik bilgilerini dijital ortamlarda paylaşabilmektedir. Bu durum, çocukların kişisel verilerinin çalınmasına, akran zorbalığına maruz kalmasına ve gelecekte daha zor durumlarla karşılaşmasına yol açabiliyor (Ayhan & Öztürk, 2021).
Veri sorumlularına ek olarak, deneyimsiz ve sınırlı bilgiye sahip çocukların interneti kendi başlarına kullanmaları da kimlik bilgilerinin kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilmesine neden olabilir. Kötü niyetli insanlar, günümüz yapay zekâ teknolojisini kullanarak çeşitli tehlikeler oluşturabilir:
• Ses taklitleri kullanılarak olumsuz durumlar oluşturulması,
• Sahte kimliklerle işlenen suçların mağduru olunması,
• Toplanan verilerle yeniden oluşturulmuş görseller ve videoların uygunsuz sonuçlar doğurması (Özkaya, 2023).
Çocukların Kişisel Verilerinin Korunması Hakkında Yasal Düzenlemeler
Çocukların kişisel verilerinin korunması adına ulusal ve uluslararası birtakım yasal düzenlemeler yapılmakta. Bu düzenlemeler, çocukların hak kaybını önlemeyi ve kişisel verilerini hukuk çerçevesinde savunmayı amaçlıyor. Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin 8. Maddesi’nde “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir” deniliyor. Bu kanunda “herkes” ibaresi çocukları da kapsıyor. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 16. Maddesi’nde, “Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamaz” ve “Çocuğun bu tür müdahalelere karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır” ifadeleri yer alıyor. Aynı sözleşmenin 3. Maddesi ise çocukları ilgilendiren tüm faaliyetlerde çocuğun yararının esas alınacağını belirtiyor (Uçak, 2021). İtalya’da bir mahkemenin, on altı yaşında bir çocuğun rızası olmadan annesi tarafından paylaşılan fotoğrafları nedeniyle on bin Euro tazminat ödenmesine karar vermesi bu konuda bir örnek teşkil ediyor (https://tr.euronews.com).
Kişisel verilerin korunması hakkı ülkemizde yeni bir kavram olmamakla birlikte, 7 Nisan 2016 tarihinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun yürürlüğe girmesi bu konuyu çok daha önemli bir noktaya taşımıştı. 6698 sayılı Kanunun içeriği büyük ölçüde 95/46/EC sayılı Direktiften alınmıştır. Söz konusu Direktif, çocuklara ilişkin özel bir düzenleme içermemektedir. Benzer şekilde, söz konusu mevzuat da çocuklara ait kişisel verilerin korunmasına ilişkin özel bir hüküm içermemektedir. Bu bağlamda, çocukların kişisel verilerinin korunması, bu alanı düzenleyen genel düzenlemelere uygun olarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda, kişisel verilerin korunması hakkı bakımından genel bir düzenleme olan anılan kanun hükümleri çocukların kişisel verileri bakımından da uygulama alanı bulmaktadır. Bu veriler veri koruma çerçevesinde ele alınabilecektir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun kişisel verileri koruyan 24-25. maddeleri ile çocukları koruyan 346. maddesi hükümlerinden yararlanılabilir. Çocuğa ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesi hâlinde, velayet kendisine verilmiş olan ana ve baba bu durumu düzeltmekle yükümlüdür (Akdi, 2016).
Çocuklar Bu Tehlikelerden Nasıl Korunabilir?
Çocukların kişisel verilerinin korunması hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesi oldukça önemli. Dijital tehlikelere açık olan çocukları korumak için ebeveynlere ve veri sorumlularına büyük rol düşüyor. Kişisel verilerin korunması gereği çocuk, ebeveyn ve veri sorumluları tarafından şöyle ele alınması öneriliyor (kvkkblog, 2023):
• Çocuklara, kişisel verilerinin paylaşımının sonuçları hakkında eğitim verilmeli ve bu bilgiler uygulamalı olarak açıklanmalı.
• Çocuklar, internet üzerindeki hareketlerinin kaydedildiğinin farkında olmalı ve kişisel verilerini özenle saklamalı.
• Ebeveynler, çocukların internet kullanımını denetlemeli ve yaşlarına uygun içeriklerin sunulmasını sağlamalı.
• Ebeveynler, sosyal medya paylaşımlarında dikkatli olmalı ve olası sonuçları öngörmeli.
• Veri sorumluları, ilgili kanunlara sadık kalmalı ve kullanıcıların haklarına saygı göstermeli.
• Uygulama geliştiricileri, çocuklardan istenilen kişisel verileri en aza indirgemeli ve uygun aydınlatma metinleri hazırlamalı
Kaynaklar
• Akdi, M. (2016). Ana-Babanın Çocuğun Fotoğraf ve Görüntülerinin Sosyal Medyada Yayınlamasından Doğan Sorumluluğu. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 123-144.
• Ayhan, H. ve Öztürk, E. (2021). Dijital Dünyada Ebeveyn Olmanın Görünürde Normal Bir Yansıması Olarak Paylaşan Ebeveynlik (Sharenting): Geleneksel Bir Derleme. Türkiye Klinikleri Adli Tıp ve Adli Bilimler Dergisi, 18(2), 165-77. doi: 10.5336/forensic.2021-82082
• Özkaya, P. (2023). Dijital Dünyada Çevrimiçi Riskler, Bilişim Suçları ve Mağdur Çocuk. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, (53), 13-42.
• Uçak, M. (2021). Kişisel Verilerin Hukuka Uygun İşlenmesinde Çocuğun Rızası. Kişisel Verileri Koruma Dergisi, 3(1), 41-60.
• https://tr.euronews.com/, https://tr.euronews.com/2018/01/11/italya-da-cocugunun-fotograf-n-internette-paylasan-anne-ceza-ald-,
• kvkkblog. (2023). Çocukların Kişisel Verilerini Nasıl Korumalıyız? https://kvkkblog.com/cocuklarin-kisisel-verilerini-nasil korumaliyiz/#:~:text=Dolay%C4%B1s%C4%B1yla%2C%20kural%20olarak%2C%20%C3%A7ocuklar%C4%B1n%20verilerinin,vasiden%20a%C3%A7%C4%B1k%20r%C4%B1za%20al%C4%B1nmas%C4%B1%20gerekecektir.