Manga ve Anime: Türk Kültüründeki Yeri ve Etkileri


Japon manga ve anime kültürünün Türkiye'deki popülaritesi hızla artıyor. Çizgi roman ve animasyon türlerinin sosyal medya ve internet aracılığıyla yayılan etkileri, Türk kültüründeki yansımalarını nasıl şekillendiriyor? Manga ve animenin Türk toplumunda yarattığı etki, toplumsal algıları nasıl değiştiriyor?
Manga ve anime arasındaki ayrım, yayın aracında yatıyor. Manga, geleneksel Japon illüstrasyon teknikleri kullanılarak çizgi roman şeklinde oluşturuluyor. Buna karşılık anime, hikayeleri ekranda hayata geçirmek için çeşitli teknikler kullanan sinematik bir sanat biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Bir dizi yazılım ve teknik kullanarak bu çizgi romanların sinematik bir formatta görsel ve işitsel sunumunu temsil eden anime, çok sayıda türü kapsıyor. Oxford Sözlüğü mangayı bilim kurgu, şiddet ve pornografi unsurları içeren bir Japon çizgi romanı olarak tanımlıyor. Japonca'da "man" teriminin etimolojik kökleri "random" kelimesine dayanırken, "ga" "resim" anlamına geliyor. Manga ve animasyon çizgi filmler arasındaki en belirgin fark, yetişkin bir izleyici kitlesi için tasarlanmış içeriğin varlığı. İçerik ve konu bakımından, manga ve animenin herhangi bir sınırlama ile kısıtlanmadığı da açık. Manganın ortaya çıkışının kesin tarihi bilinmiyor. Manga tarihinin hayvan parşömenleri ile başladığına inanılıyor. Manga türleri resimlerden oluşan Toba-e ve Kibyoshi, diyaloglar içeren hikaye kitapları olarak karşımıza çıkıyor. Toba-e ve Kibyoshi aynı zamanda çizgi roman ve karikatür alanında yayınlanmış en eski kitaplar olarak kabul ediliyor (Schdot, 1996).
Mangalarda tasvir edilen konular, yaratılan karakterler, doğu ve batı motiflerinin bir araya getirilmesi Türkiye'de çizgi film gelişimi için bir referans noktası oluşturuyor. Manga ve anime türleri, komedi, drama, bilim kurgu, spor, psikolojik hikayeler, aksiyon ve çok daha fazlasını kapsayan ortamın kendisi kadar çeşitli yelpaze sunarken çok sayıda türü bünyesinde barındırıyor (Taş Alicenap, 2014). İster işitsel, ister görsel, ister yazılı içerik şeklinde olsun, medya tüketiminde neden son zamanlarda bir artış olduğu sorusu ortaya çıkıyor. Bunun nedenlerinden biri, Türk kültüründe belli bir yaşa gelmiş bireylerin çocuk mu yoksa yetişkin olarak mı sınıflandırılması gerektiği sorusunun ve bu sınıflandırmanın ardındaki mantığın, bir kültürel üretim biçimi olarak manga ve animenin ortaya çıkışından bu yana önemli ölçüde değişmiş olması. Bazı anlatılarda okuyucular bir karakterle ya da talip oldukları bir rolle özdeşleşebiliyor.
Gerçeklik algısı ve potansiyel riskler
Japon geleneği, gururlu samuray imajı, bilge yaşlı insan tasviri, saygılı bir toplum tasviri, adalet kavramı ve yardım etmeyi seven sıcak kanlı insan tasviri gibi bir dizi temel unsurla karakterize ediliyor. Olumlu karakterler ve olumlu durumlar olduğu gibi, olumsuz karakterler ve olumsuz durumların yanı sıra olumsuz düşünce yapıları ve koşullar da var. Bu, kendi kültürel ve sosyal bağlamımızda sahip olabilecekleri potansiyel faydaları veya dezavantajları gösteriyor. Günümüzde sadece anime izleyerek veya manga okuyarak Japon dilini öğrenmek popüler hale gelmiş durumda. Son 10 yıl içerisinde internetin daha aktif kullanım ile beraber giyimden dekoratif ürünlere olan yoğun talep ülkemizde de Manga’nın sevildiğini gösteriyor. Bireylerin en sevdikleri karakterleri anımsatan kıyafetler giymesi ve böylece kendilerini o özel ortama kaptırması olgusu, anime ve manganın kolektif ruh üzerindeki derin etkisinin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu karakterlerin ev içi mekanlarda öne çıkması, kültürel rezonanslarının altını çizmeye hizmet ediyor. Başlıca endişelerden biri, gençler arasında gerçeklik algısını bozma potansiyeline sahip olması. İster kadın karakterlerin gerçek dışı olarak algılanması, ister erkek karakterlerin gerçek dışı olarak algılanması bağlamında olsun, anime karakterlerinin gerçekliği temsil etmediği iddiasıyla karşılaşmış olmanız muhtemel. Tasvir edilen karakterlerin fizikleri, saç renkleri, göz renkleri ve şekilleri, karakteristik yapıları, zekâ ve yetenekleri tipik olarak gerçeklikten uzak. Bu durumda, animenin olumlu yönlerini tespit etmek ve bunları kendi toplumumuza uyarlamak fayda sağlıyor. Pornografik manga ve animelerin kültürümüzde kabul görmemesi, animenin genellikle algılandığı kadar masum olmadığının bir göstergesi olarak görülebiliyor (Brenner, 2007).
Kaynaklar
- Brenner, E. R. (2007). Understanding Anime ve Manga. London: Libraries Unlimited.
- Schodt, F. (1996). Dreamland Japan. 3. Basım, California: Stone Bridge Press.
- Taş Alicenap, Ç. (2014). Yerelden Evrensele Japon Anime ve Manga Sanatı. Sanat ve Tasarım Dergisi, 7(7), 31-60. https://doi.org/10.20488/austd.97233 (Erişim Tarihi: 06.05.2024)
- Oxford English Dictinory. www.oxforddictionaries.com, (Erişim tarihi: 05.05.2024)