

Medya ve şiddet arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmalar, çocukların şiddet içeren programları izlemesinin uzun vadede saldırgan davranışlar sergilemelerine yol açtığını gösteriyor. Pedagog Tülay Eraslan, medya okuryazarlığı eğitimleri ve çocuk haklarına saygılı habercilik anlayışının önemini vurguluyor.
Günümüz toplumlarında "enformasyon toplumu" olarak tanımlanan yapının temelini kitle iletişim araçları oluşturuyor. Gazete, radyo ve televizyon gibi medya araçları, topluma bilgi aktarımında temel rol oynuyor. Araştırmalar, çocukların medyada gördükleri her şeyi hafızalarında tuttuklarını ve bu davranışları model aldıklarını gösteriyor. Bu bağlamda, medyanın çocuklara yönelik yayınlarda özel bir özen göstermesi bekleniyor (Erten & Adalı, 1996). Medya ile şiddet arasındaki ilişki üzerine yapılan araştırmalar, bu bağlantının artık reddedilemeyecek ve geri çevrilemeyecek şekilde ortaya konduğunu gösteriyor. Özellikle televizyon sektöründe yapılan gelişimsel araştırmalar, şiddet içeren programların izlenmesinin sonraki dönemlerde şiddet davranışlarını artırdığına dair bulgular sunuyor. Çocukken şiddet içeren televizyon programları izleyen bireylerin, ileriki yaşamlarında daha saldırgan ve şiddet içeren davranışlar sergiledikleri gösteriyor (Huesman, Mouse-Titus, Podolski ve Eron, 2003). Medyanın etkisi üzerine yapılan araştırmalar, şiddet içeren programların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini gösteriyor (Bahar, 2001). Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmaya göre, bir çocuk ilkokulu bitirene kadar TV ve sinemada yaklaşık 8 bin kişinin öldürülmesini izliyor. Ancak, benzer programların yayınlandığı İngiltere, Japonya ve Almanya'da şiddet olaylarının artmadığı gözlemleniyor (Erten & Ardalı, 1996). Türkiye'de Milliyet gazetesi tarafından 1993 yılında yapılan bir araştırmada, 7 ayrı ulusal televizyon kanalında bir günde 500'e yakın kişinin öldürüldüğü ve 600'den fazla yaralanma vakası görüldüğü belirlendi. Bu durum, medyada şiddetin ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor (Özbay & Kutlu, 1993). Adalet Bakanlığı Çocuk Suçları Bölümünden emekli pedagog Tülay Eraslan, çocukların şiddeti öğrenmesinde ailenin ve çevrenin büyük rol oynadığını belirtiyor. Eraslan: “Şiddet, öğrenilebilen bir davranıştır. Çocuklar, ailelerinde veya çevrelerinde şiddete tanık olduklarında bu davranışları model alabilirler. Medya da bu süreci pekiştirebilir.” diyor. Eraslan, çocukların psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda, şiddete başvurma eğilimlerinin arttığını vurguluyor. Pedagog Tülay Eraslan sorularımızı yanıtladı.
Çocuklar, şiddeti hangi koşullarda ve nasıl öğreniyor?
Şiddet öğrenilebilen bir şeydir. Şiddetin öğrenilmesinde aile ve çevresi de çok önemlidir. Ailede yaşanan şiddetin çocuklar üzerinde olumsuz etkisi öncelikli olarak ele alınmalıdır. Çocukların sadece televizyon seyrederek, bilgisayar oyunlarına özenerek, sokakta, herhangi bir medyada gördüklerini taklit ederek şiddete yöneldikleri önermek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Kişilerin aileleri, içinde yaşadıkları toplum, arkadaş çevreleri, gittikleri okullar ve yaşadıkları deneyimler öncelikle dikkate alınmalıdır.
Çocuklar neden şiddete başvuruyor?Medyada izledikleri şiddet içerikli haber ya da dizilerden etkileniyorlar mı? Bu etki şiddeti normalleştiriyor mu?
Televizyon programlarının izleyiciler üzerindeki etkileri yadsınamaz. Büyüklere yönelik olan ve henüz doğru değerlendiremeyecekleri öğeler içeren programlar, onları gerektiği gibi algılayacak donanıma sahip olmayan küçükler üzerinde önemli ölçüde tahribata yol açabilir. Çocuklar şu şekilde şiddete yönelebilirler: Anne-baba çocuğun psikolojik ihtiyaçlarını yerine getiremez ve çocukta nefret, öfke, şiddet duygularını uyandırırlarsa; çocuklar, şiddete başvuran anne ve babalarını taklit ederlerse; anne-baba çocuğun göstereceği şiddet hareketlerine -örneğin bir başka çocuğu dövmesine- karşı çıkmazlarsa; genel olarak çocuklar şiddet duygularını boşaltma olanağını bulamazlarsa şiddete yönelebilirler.
Ekonomik yetersizlik ve dengesizliğin çocukları suça ittiği biliniyor. Siz bu konuda ne söylersiniz?
Gelir dağılımındaki dengesizlik de şiddetin nedenleri arasındadır. İkisi birden çalışmak zorunda olan ebeveynler çocuklarıyla yeterince ilgilenemiyor. Özellikle gelir düzeyinin düşük olduğu bölgelerde, okul çağındaki çocukların boş zamanlarını değerlendirecek olanaklar da yok maalesef. Okul içinde çocuklara yönelik spor, eğitim ve sanatla ilgili çalışmalar yapılması gerekmektedir. Enerjilerini harcayamayan gençlerin şiddete yönelmeleri kaçınılmazdır. Öğrenciler ders dışı zamanlarda boş kalmaktadırlar ve kötü alışkanlıklar edinmeleri kolaylaşmaktadır.
Şiddet gösteren öğrencilere ne gibi cezalar veriliyor, onlara karşı sert tutumlar sorunu çözmeye yardımcı oluyor mu?
Aksine, öğrenciler daha kavgacı ve saldırgan hale gelmektedir. Otoriter yaklaşımlar, öğrencilerin okuldan ve toplumdan dışlanmasına neden olmakta ve bu da şiddet ve suça yönelik davranışlarını artırmaktadır. Saldırgan çocukların ailelerinde fiziksel şiddetin yaygın olduğu gözlemlenmektedir. Çocuklar şiddete önce ailelerinde tanık olarak alışmaktadırlar. Sosyal olarak toplumdan izole olan çocuklar, kendi topluluklarını kurarlar ve bu topluluklarda saldırgan davranışlar yaygındır.
Medyanın çocuk hakları alanında üstlenmesi gereken sorumluluklar nelerdir?
Üç ana başlıkta toplanabilir: çocukların ifade özgürlüğünü kullanabilmeleri ve toplumsal yaşama katılmalarını sağlayıcı bir araç olma, çocuk haklarının korunabilmesi için duyarlılık yaratma, ve çocuk haklarına duyarlı ve saygılı bir habercilik anlayışı yaratma. Medyanın çocuk haklarına ilişkin sorumlulukları çerçevesinde, kitle iletişim araçları çocuklara yönelik eğitim programları sunmalı, çocuk hakları konusunda halkı bilgilendirmeli ve çocukların olumlu rollerini pekiştirici yayınlar yapmalıdır. Ayrıca, çocukların kimliklerinin gizlenmesi ve damgalanmalarının önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Basın kanunu ve çocuk koruma kanunları bu konularda önemli düzenlemeler içermektedir.
Kaynakça
Alankuş, S. (2007) .Çocuk Odaklı Habercilik, IPS İletişim Vakfı Yayınları: 11, Hak Haberciliği Dizisi:3.
Bahar, H. İ. (2001). "Okul ve Ailede Şiddet." Polis Akademisi Başkanlığı Yayın No:2, Ankara.
Erten, S., & Ardalı, M. (1996). Şiddet ve Medya Üzerine Araştırmalar.
Huesman, L. R., Mouse-Titus, K., Podolski, C. L., & Eron, L. D. (2003). "Longitudinal relations between children's exposure to TV violence and their aggressive and violent behavior in young adulthood: 1977-1992." Developmental Psychology, 39(2), 201-221.
Özbay, F., & Kutlu, H. (1993). Film İçerik Analizi.